Dengeleme ve Mali Uzlaştırmada Yeni Dönem

EPDK, 20 Temmuz 2006 Perşembe günü aldığı kararla 1 Ağustos 2006'dan itibaren Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) sistemine geçilmesine karar verdi. Özel ve kamu elektrik üretim santrallerinde saatlik fiyat uygulamasını öngören sistemle, arz güvenliğinin sağlanması, rekabetin özendirilmesi ve özel sektöre belli kolaylıklar getirilmesi amaçlanıyor.

Elektrik Piyasasında Mali Uzlaştırma Yapılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin uygulanması 1 Ağustos 2006 tarihi itibariyle sona erdiirildi; aynı tarihte Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin nakdi uygulaması başlatıldı.

Nakdi uygulamalar ile ilgili hükümleri hariç 3/11/2004 tarihli ve 25632 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin, nakdi uygulama ile ilgili hükümlerinin de 1/8/2006 tarihi itibariyle yürürlüğe konulması ile ilgili olarak 20/7/2006 tarihli ve 831 sayılı Kurul kararı alındı.

Uygulamanın 1 Ağustos 2006 tarihinden başlayacağı göz önüne alınarak, gerekli hazırlıkların tamamlanmasını teminen, 24 Temmuz 2006 tarihinde EPDK ihale salonunda, TEİAŞ tarafından piyasa katılımcılarına yönelik bir eğitim çalışması yapıldı. Söz konusu çalışma tüm piyasa katılımcılarına açık olmakla birlikte özellikle;

  • EÜAŞ'a ait dengeleme birimleri,
  • Özel sektör dengeleme birimleri,
  • TETAŞ,
temsilcilerinin katılmaları, dengeleme ve uzlaştırma mekanizmasının sağlıklı bir şekilde başlatılması açısından büyük önem taşıyor.

"Özel şirketler artık fiyatlarını kendileri teklif edecek"
Özel ve kamu elektrik üretim santrallerinde saatlik fiyat uygulamasını öngören Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) sisteminde, arz güvenliğinin sağlanması, rekabetin özendirilmesi ve özel sektöre belli kolaylıklar getirilmesi amaçlanıyor. Ege Bölgesi'nde yaşanan elektrik kesintileri sonrası EPDK'ya yazı gönderen Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), elektrikte arz güvenliğinin ve sistem emniyetinin sağlanması için DUY'un uygulamaya geçirilmesi talebinde bulunmuştu.

Gelişmelerin ardından EPDK Başkanı Yusuf Günay, gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında 13 ilde yaşanan elektrik kesintileri konusunu değerlendirerek, elektrik sektöründe uygulamaya girecek yeni sistem hakkında açıklamalarda bulundu. Kamu kurumlarının sisteme dahil olmak istememeleri yüzünden Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin (DUY) iki yıldır uygulamaya geçirilemediğini belirten Günay, elektrik kesintilerinin ardından herkesin DUY'un uygulanması konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Günay, Ege Bölgesi'nde yaşanan elektrik krizinin sorumlusu olarak, barajların DSİ'den EÜAŞ'a devrini yapmayarak, gerçek maliyete dayalı tarifeyi ortaya çıkartmayan Enerji Bakanlığı'nı gösterdi. Bakanlığın 2001 yılında çıkan Elektrik Piyasası Kanunu'na göre DSİ'ye ait hidroelektrik santralları kamunun elektrik üretim şirketi EÜAŞ'a devretmesi gerektiğini hatırlatan Günay, bu devrin gerçekleştirilmemiş olmasının elektrik tarifelerinin gerçek maliyeti yansıtmasına engel olduğuna dikkat çekti. Devir gerçekleşmediği için otoprodüktör ve özel elektrik üreticilerinin de mevcut tarifeler karşısında rekabet edemediğini ifade eden Günay, Toprak Enerji'nin de 8 MW'lık santralını durdurmak için EPDK'ya başvurduğunu açıkladı.

Kamunun uyguladığı ve 3.5 yıldır değişmeyen tarifeler ile rekabette zorlanan özel üretici kesimin kimseden tarifelere zam yapmasını beklemediğini belirten Günay, DSİ santrallerinin toplam elektrik üretim içindeki maliyetinin neye göre belirlendiği tartışma konusu oldu. Sorun buradan kaynaklanıyor. Eğer devir olsaydı ‘barajların toplam değeri budur, hidroelektrik üretim maliyeti budur' denilirdi. O zaman biz de derdik ki ‘evet şu anda ülkedeki gerçek üretim maliyeti budur. Rekabet edebilen bu ülkede kalır üretime devam eder edemeyen de gider'. Ama şu anda bunu deme şansımız yok" diye konuştu.

Elektrik sektöründe 1 Ağustos'tan itibaren uygulanmaya başlayan yeni sistem hakkında da bilgi veren Günay, mevcut yapıda, bir elektrik üretim şirketinin sisteme taahhüdünden fazla enerji verdiği zaman kilovat saat (kWh) başına 3 YKr bedel aldığını, sistemden enerji çektiğinde ise 15 YKr ödediğini hatırlatarak, "TETAŞ tarafından belirlenen bu yük alma ve yük atma fiyatlarından herkes çok şikayetçiydi. Yeni sistemde bu ayrılık olmayacak. Özel şirketler artık fiyatlarını kendileri teklif edecek. TEİAŞ bu fiyatlara ve ihtiyaçlara göre elektrik alınıp satılmasına aracılık edecek" dedi.

Açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Günay, Kırklareli santralında üretimi durdurma kararı alan Alarko ile ilgili olarak sorulan bir soru üzerine, "Piyasaya girişin olduğu gibi çıkışın da şartları var. Üretimi durdurma konusunda 120 gün, lisansının durdurulması konusunda 180 gün öncesinden kuruma başvurması gerekiyor. Bu süreç yeni başlamıştır biz üretimi durdurma için 120 günü beklemek zorundayız" dedi. Alarko'nun BOTAŞ'la 31 Temmuz'da gaz alım anlaşmasının biteceği ve bu durumda nasıl üretim yapacağı şeklindeki bir soruyu ise Günay, "Türkiye Elektrik İletim A.Ş'nin o bölgede elektrik üretme ihtiyacı ortaya çıkarsa doğalgazı sağlar, elektriği de üretir bedelini de öder' şeklinde yanıtladı. Günay, şirketlerin zararına satış yapmalarının söz konusu olmayacağını ve satışın yük alma ve atma fiyatı üzerinden ücretlendirileceğini bildirdi.

Petrol piyasasında akaryakıt dağıtımcılarına açılan soruşturmanın hangi aşamada olduğunun sorulması üzerine de Günay, lisansı olmayan bayilere akaryakıt veren 30 dağıtım şirketinin soruşturulduğunu söyledi. Hukuki sorun olmaması için dağıtımcıların, satış yaparken kestiği binlerce faturanın incelendiğini kaydeden Günay, bu nedenle soruşturmanın uzun sürdüğünü ancak sona yaklaşıldığını kaydetti. Günay, elektrik dağıtım özelleştirmelerinin nihai aşaması olan tarifelerin onaylanması ve dağıtım bölgelerinin lisanslandırılması başvurusunun Kurulda 24 Temmuz 2006 tarihinde görüşüleceğini bildirdi. Dağıtım bölgelerinin lisanslandırılması için işletme hakkı devir sözleşmelerinin imzalanması gerektiğine dikkat çeken Günay, "O da yetiştirilirse lisansları verilmiş olacak. Gelecek haftadan itibaren kurul kararlarını aldığımız takdirde elektrik özelleştirme ihalelerine çıkmak için bütün yapısal yasal altyapı oluşturulmuş olacak" dedi. Özelleştirme sonrası uygulanacak elektrik tarifelerinin bugünkü değerlerle aynı olduğunu da vurgulayan Günay, dağıtım şirketlerine ait 10 bin yatırım projesinin bulunduğunu ve bunların bağımsız denetleme kuruluşlarınca onaylanıp kurula geleceğini bildirdi.

EÜD Başkanı Önder Karaduman da, Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) sistemi ile ilgili olarak görüşlerini şöyle açıkladı: "DUY sistemi başta İngiltere olmak üzere Avrupa elektrik sektörlerinde sıklıkla uygulanan bir sistem. Ancak İngiltere'de bizden farklı olarak elektrik piyasası tam anlamıyla liberal bir yapıda. DUY sisteminin gerçek anlamıyla işleyebilmesi için liberalleşmenin enerji sektöründe tüm yönleriyle ivedilikle hayata geçirilmesi gerekir. Aksi takdirde bu sistemin, serbest piyasa rekabet koşulları sağlayabileceğinden kuşkuluyuz. Ülkemizin içinde bulunduğu arz-talep dengesizliğinde, acil çözüm bekleyen konu, piyasada ihtiyaç duyulan yatırım ikliminin yaratılmasına olan ihtiyaçtır. Mevcut belirsizlikleri ortadan kaldırmak, ve piyasayı yatırımcı açısından cazip hale getirmek, hem arz tarafındaki problemi hafifletecek, hem de bu iklimin yaratılması yabancı yatırımcıları Türkiye'ye çekecektir. Enerji sektöründe sağlanacak bu büyüme, ülkemizin tüm sektörlerine olumlu yansıyacaktır. Liberalleşmenin sağlanması sürecinde, özel sektör olarak tüm sektör yetkilileri ile beraber çalışmak isteriz. Bunun gerçekleşmesi için en önemli adımlardan biri de EPDK'nın yapısının özel sektör üreticilerini de kapsamasıdır. Şu anda, özel sektör, Türkiye enerji ihtiyacının %17'lik bir kısmını karşılamasına rağmen, piyasa hakkında söz sahibi kurulun içinde temsil edilmemektedir."

Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY) ne öngörüyor?
DUY sisteminde, özel ve kamu elektrik üretim şirketleri aylık olarak, santrallerinin durumu ve kendi maliyetlerini dikkate alarak üretebilecekleri elektriği ve fiyat tekliflerini sistem operatörü olan TEİAŞ Milli Yük Tevzii Merkezi'ne bildirecek. TEİAŞ, sistemin ihtiyaçlarını da dikkate alarak fiyat tekliflerini ucuzdan pahalıya doğru sıralayacak. Ardından elektrik sisteminde arz talep dengesini sağlamak üzere bu tekliflere göre şirketlere üretimlerini artırması veya azaltması yönünde talimatlar verecek. Böylece sistem dengede tutulacak. Her ay sonunda TEİAŞ, bünyesindeki Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi aracığıyla tüm sistem kullanıcılarının borç ve alacakları, sistem dengesizlik fiyatı üzerinden hesaplanarak karşılanacak.


1 Ağustos tarihinde yürürlüğe giren "Dengeleme ve Mali Uzlaştırma Yönetmeliği Uygulamaları" hakkında 3-4 Ağustos 2006 tarihlerinde TEİAŞ tarafından ikinci bilgilendirme çalıştayı düzenlendi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dr. M. Hilmi Güler, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmasında, Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin yanısıra, Bakanlığın yatırımları ve son dönemde gündeme oturan doğal gaz ve elektrik fiyatları ile ilgili konulara da değindi.

Bu sektör içinde 3 temel fonksiyonu icra ediyoruz. Bunlardan birincisi yatırımcılık. Yani yatırımlar yapıyoruz. İkinci olarak işletmecilik yapıyoruz. 109 tane hidroelektrik santralı ve 18 tane de termik santralı çalıştırıyoruz. İşletmecilik boyutunun yanında bir de servis boyutu var. Herhangi bir yatırımı 6 ay geciktirebilirsiniz ama elektriği 6 saniye dahi geciktiremezsiniz, doğalgazı geciktiremezsiniz. Hatta bazen paranız olsa dahi bunlarla mücadele etmek durumundasınız.

En son Ukrayna'da bir kaçak oldu ve hatta basınç 0'a düştü. Biz bunu kimseye hissettirmeden, aldığımız önlemlerle çözdük. Bunları yaparken Hazine'siyle DPT'siyle, Maliye'siyle çok yakından hesapları kontrol etmeniz gerekiyor. Herhangi bir sübvansiyon yapmadan, Hazineye yük olmadan, görev zararı olmadan yatırımlarımızı yaparak böyle bir şey oluşturmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken birçok sorun yaşıyoruz. Bu kolay olmuyor. Bazen sorumluluklarla çıkarların dengede olması gereken ortamlarda çıkarların daha çok öne çıkarak bazı sorunlar yarattığını görüyoruz.

Bunun için çok dengeli olunması gerekiyor. Bu dengeli yürütme sırasında da enerji politikamızın temel unsurlarını yerinde tutmamız gerekiyor. Bizim bir enerji politikamız olmadığı söyleniyor. Koskoca bir devletin nasıl politikası olmaz? Zaten var olan yasalar var. Bu yasalar politikaların temelini oluşturuyor. Kendi başına konuşulsa, bunlar dile getirilse sorun olmaz. Ama kamuyu yönetenlerin bunları söylemesinin bir parça eleştirilmesi gerekir. Yapılan yasalar bu enerji politikasını oluşturuyor. Sorumlu yerlerde olanların bunu bilmeden konuşmaları affedilmez. Bazılarının saatleri ya çok yavaş çalışıyor, hatta bazılarınınki durmuş durumda. Bu saatleri yeniden ayarlamak lazım. Saatleri ayarlamayanlar kendi mahcubiyetlerinin yanında kamuoyunu da yanlış yönlendirdikleri için sıkıntıya sebep olurlar. Çünkü enerjide saatler çalışıyor. Biz hızlı koşuyoruz; bize yetişmeleri lazım. Eğer bizim yavaş koştuğumuz yerlerde bize yetişemiyorlarsa bizi uyarmaları da lazım. İlk defa kamu olarak biz hızlı koşuyoruz. İşte bunlardan bir tanesi bugün devrim niteliği olan bir uygulama DUY uygulamasıdır. Bunu herkesin duyması lazım.

Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği, Cumhuriyet döneminin en önemli devrimlerinden biridir. Bu çalışmaların bu hale gelmesi çok kolay olmuyor. Önce zihniyet değişecek. Eski sorunlara sebep olan düşünce şekilleriyle sorunları çözemezsiniz. Bunun için kafaları değiştirmek lazım. Saatleri ayarlayacağız, hatta plakları DVD'ye çevireceğiz. Plakların bundan sonraki yerleri müzelerdir, müzelere kaldırılmaları gerekir. Fikirlerimizi güncelleştirip yeni kaynakları öğrenip rakamlara bakmak gerekiyor. 3-4 sene önceki yanlış bilgilerle konuşmak artık bize yakışmıyor. Artık çok değişken bir dönemdeyiz, günleri değil saatleri konuşuyoruz. Bunun için zihniyeti değiştirmemiz gerekiyor. Biz zaten hatalardan ders alıyoruz.

Bu Bakanlığın 3 önemli özelliği var. Yatırım, işletme ve servis Bakanlığı olmamız tablonun bütününü görmek için son derece önemli. Bu işin hem geçmiş hem gelecek boyutu var. Çalışmalar, kontratlar, 20-25 yıllık anlaşmalar var. Biz şimdi bunları düzeltmeye çalışıyoruz. Bu olayın geçmiş boyutu. Bir de gelecek boyutu var. Yatırımların yapılması lazım. Yeni konjoktürel durumlar var. Bunları göz önüne alıyoruz. Bu da çağa uyum sağlamaktır. Bunun için DUY son derece önemli. Sadece yönetmelik değil bu. Şu anda görüyorsunuz, ekranda sürekli değişen rakamlar var. Şu saatte şu kadar fiyattan açık var ya da fazlalık var diye kendini buna göre ayarlayacak.

Şu temel soruyu sektör kendine sormalı; Liberal bir sektör mü olacağız korumacı bir sektör mü? Bunun için biz burada yaptıklarımızı ortaya koyduk, uygulamaya geçiyoruz. Buraya gelmek kolay olmadı. Bunun bir Piyasa Mali Uzlaştırma Merkezi uygulaması var. Önce bunu kurduk. Bu çok kolay bir karar değildi. Daha sonra bunu önce sanal olarak çalıştırdık herkes dersini çalışsın, herkes kendini ayarlasın diye. Ama geçen hafta bile DUY'u sektör temsilcileriyle konuştuğumda bazılarının konuyu bilmediklerini, bunun ne işe yaradığını bir hafta öncesine kadar yeterince anlayamadıklarını gördüm. Bu konu, aşağı yukarı, hazırlıklarına da dikkate aldığınızda 1.5 – 2 senedir sanal olarak uygulamada. 1 Ağustosta bunu uygulayacağımızı söylediğimiz zaman bazılarının koşu ayakkabılarını giymediğini de gördük. Biz burada işletmeci bir yaklaşımla özel sektöre yakışır bir uygulamayı burada gerçekleştiriyoruz. Bu temel bir mesele ve bundan sonra da bunun için gayret etmek durumundayız.

Bakanlığın yatırımları ve yapılan çalışmalar
Yatırımların yapılması meselesi hep söyleniyor. İki gün sonra dünyanın en büyük barajlarından birinin temelini atacağız. Ilısu Barajıyla. Konya'ya hayat verecek Mavi Tüneli devreye sokacağız bu sene içinde. Yusufeli Barajı var. Daha önemlisi kömürde Afşin- Elbistan C ve D var. Bu toplamda, 5 milyar dolarlık bir yatırımdır. Fakat enerji sektörü kısa bir süredir 1-2 ufak konuya takılmış durumda. Enerji krizi var, elektrik krizi var, kriz nasıl çözülecek, zam olacak mı olmayacak mı gibi sorularla koskoca bir tablonun köşesindeki bir noktayı tartışıyor. Bunun kömürü, doğalgazı, yenilenebilir enerjisi var. Bizim şu anda kömürde yaptıklarımızı bir inceleyin. Jeotermalde Ege Bölgesinde bir sondaj makinesini oradan alalım Afyon'a götürelim mi meselesinde millet ayağa kalkıyor. Jeotermaldeki bu büyük atılımın bir yansıması olarak görüyorum bunu. Öbür tarafta rüzgar enerjisi var. 30 MW'lık bir santrali Bandırma'da açacağız. Tüm bunlar yapılıyor.

Bu noktada bazı arkadaşlar, üstelik uygun fiyatlarla doğalgazı aldıkları dönemlerde, iyi kar ettikleri dönemlerde bile hiç yatırım yapmadılar. Daha ne bekliyorsunuz? Yatırım yine kamudan bekleniyor. Karar verin. Buna kamu mu yapacak, özel sektör mü yapacak. Burada durumumuzu bir tahlil edelim. Eğer liberalsek, piyasa ekonomisi isek devlet çıksın aradan. Büyük oyuncu diyorsanız devlet çıksın girin o zaman. İyi para kazanıldığı dönemlerde bu olmadı. Yanlış fikirler, yanlış şeyler de söyleniyor. YİD ve Yİ'lerden doğalgaz almak isteyen varsa eğer o fiyattan hemen verebiliriz. Ama biz bu noktada EÜAŞ'ın aldığı fiyattan %20 daha ucuza otoprodüktöre, sanayiye veriyoruz. O zaman hantal diye ifade edilen kamu nasıl çalışıyor? Verimsiz çalışıyor diye ifade edilen santrallarla diğerleri arasındaki farka açıp bakalım. Hesaplarımızı açalım, maliyet unsurlarını gelin kontrol edelim nerde eksik var diye. Şeffaflık dönemindeyiz. Gelin bu temel konuları mühendisçe konuşalım. Zaten özel sektöre giden arkadaşların çoğu kamudan gitti. İşte rakamlar, işte ihtiyaçlar. Her şey ortadadır. Buna göre herkes çalışmalarını yürütür.

Bazen kamunun verimsiz çalıştığı maliyetlerini gizlediği, Hazine'ye yük olduğu söyleniyor. Biz göreve geldiğimizde enerji KİT'lerini 2.3 katrilyon borçla devraldık. Geçmiş yıllarda TEİAŞ'ın da borçları vardı. Bunlar borçlu oldukları ve görev zararı da yazdırdıkları için bunların hepsinin kurumlar vergisi de ödenmemişti. Biz bunları aldık. Borçları da ödedik, işletmeciliği de yapıyoruz ayrıca 3.6 katrilyon dış kredi ödemesi yapıldı. Madem serbest piyasa var. Biz koşuyoruz, siz de koşun. Zaten biz bunları sonradan size devredeceğiz. 2004 Nisan'da TEDAŞ'ı devrettik. Yani liberalleşme konusunda en önemli adımlardan bir tanesini attık. Petrol piyasasını EPDK'ya devrettik. LPG'yi verdik. Şimdi de DUY'u ortaya koyuyoruz. Rakamlar belli, hesap kitap meydanda. Çalışmalarımız devam ediyor. Buna karşılık 1.1 katrilyon da kurumlar vergisi ödedik. Yatırımlarımızı da kendimiz yapıyoruz. Peki, bu paralar daha evvel nereye gidiyordu? Bu 12-13.5 katrilyon lira para nereye harcanıyordu?

Biz üstelik 3.5 yıl elektriğe zam da yapmadık. Çünkü, burada zihniyet değişikliği yaptık. İşi bilen arkadaşları getirdik, enerji sektörünü suyuyla, kömürüyle, rüzgarıyla bir bütün olarak çalıştırıyoruz. Yatırımlarımızı da yaptık. Bu yatırımlar daha çok yenileme, rehabilitasyon yatırımlarıdır. Bakıyoruz, beceriksiz denen kamu özel sektörden daha çok yatırım yapmış.

DUY, geçiş dönemi uygulamasıdır. Bu arada 4646 ve 4628 Sayılı Elektrik ve Doğalgaz Piyasası Kanunlarında, gerekiyorsa değişiklik de yapalım. Biz bu noktada çok kararlı bir şekilde halkımızı, milletimizi gözetmek durumundayız. Dünyada sadece bir grup yok. Demir-çelikçiler, seramikçiler, tekstil sektörü ve konut tüketicileri var. Tüm bunları biz görev zararı olmadan yapıyoruz.

Geçen hafta özel sektör temsilcileriyle yaptığımız toplantıda onlara üç konuda çalışma yapmalarını istemiştik. O çalışmaları da getirin bize, hemen yarın gereğini yapalım. Bir de, ÖTV, KDV meselesi var. Bu konuları da geçen hafta ilgili bakan arkadaşlarla görüştük. Enerji sektörü dogmatik bir yapıda değildir. Artık saatlerle çalışıyoruz. Bu arada biz madenlerle ilgili çok önemli çalışmalar yaptık.

Burada kimsenin yerim dar demeye hakkı yok. Korumacı olmayacağımıza göre kimse koruma istemesin. Özel sektör üst düzey yetkililerinden bazıları, otoprodüktörlere EÜAŞ'tan daha düşük fiyatta doğalgaz verdiğimizi bilmiyorlarmış. Buna da şaşırdık. Geçmişte doğalgaz fiyatlarını düşürdüğümüz dönemler oldu, kimse elektrik fiyatlarını düşürmedi. Olmaz böyle. Hesaplarımızı hakkaniyet, dürüstlük, tutarlılık ve vicdanımıza göre yapmamız lazım. Bizim de bu gayretli çalışmalarımızı bu değerler çerçevesinde değerlendirin. Daha önümüzde bir sürü iş var. UCTE var, yarın Avrupa ile, Macaristan ile Almanya ile buradan elektrik ticareti yapacağız. Bu yüzden hızlı koşmak durumundayız. Saatlerimizi yeniden ayarlayalım.

DUY Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmasiyle ilgili olarak kamu ve özel sektör yetkililerinden bazılarının görüşleri ise şöyle:

TEİAŞ Genel Müdür Vekili Halil Alış:
"TEİAŞ, 20 aya yakın bir süredir sanal olarak uygulanan Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'ni 1 Ağustos'tan itibaren fiili olarak uygulamaya başlamıştır. Sanal uygulama sürecinde ve bu süreçte devam eden mali uzlaştırma uygulamalarında hep birlikte büyük bir deneyim kazandık. Ancak unutmamak gerekir ki; yeniden yapılanma ve reform süreci oldukça uzun bir süreçtir. Zaman zaman aksaklıklar, yanlış anlaşılmalar ve de tartışmalar olacaktır. Ama Türkiye enerjide serbest piyasayı tesis etmekte kararlıdır ve teşekkülümüz de bu doğrultuda gerekeni zamanında ve kurallara uygun bir şekilde yapmak için çalışmalarına devam etmektedir. 1 Ağustos 2006 tarihi itibariyle bütün önyargıların ötesinde şu anda piyasanın dominant gücü olan kamu üretim santrallarının verdiği fiyatlar beklediğimiz fiyatlardır."

EPDK İkinci Başkanı Yusuf Tülek:
Elektrik Piyasası Kanunu liberal bir piyasanın kurulmasını öngörmektedir. Kanunda öngörülen piyasa yapısının kurulması 4 temel aşamadan geçilmesini gerektirmektedir. Bu aşamalardan birincisi, elektrik piyasasında faaliyet gösteren tüzel kişilere lisanslarının verilmesidir. İkincisi, serbest tüketici uygulamasının başlatılması, üçüncüsü, dengeleme ve uzlaştırma sisteminin yürürlüğe konulması ve dördüncüsü de, özelleştirmeler yoluyla özel sermaye şirketlerinin ağırlıklı konuma geldiği bir piyasanın işler hale getirilmesidir.

İlk iki aşamanın geçmesinden sonra 1 Ağustos itibariyle yürütülmeye başlanan DUY uygulaması, rekabet esasına dayalı bir piyasa gelişimi açısından son derece önemli olmasının yanısıra köklü değişimlerin de yaşanacağı bir dönem olacaktır. Zira bu dönemde fiyat, piyasa koşullarınca oluşmaya başlayacaktır. Yani, piyasa, arz-talep dengesine göre fiyat eğilimi belirleyecektir. Bu dönemde, fırsatlarla külfetler değerini bulacaktır.

Kanunun öngördüğü liberal piyasanın kurulması aşamalarından dördüncüsü olarak saydığımız süreçte de, kamunun sahip olduğu üretim ve dağıtım tesislerinin özelleştirilmesi suretiyle, özel sermaye şirketlerinin piyasa paylarının artırılması; Ancak, gerek bu sebeple, gerekse dengeleme ve uzlaştırma sisteminin işleyebilmesi, özel sermaye şirketlerinin risk üstlenebilme kapasitelerine bağlı olduğundan, özel sermaye şirketlerimizin yeterli sermaye ve donanıma sahip olması kaçınılmazdır. Bu süreçte; yılların oluşturduğu beklenti ve alışkanlıklardan sıyrılmayı gerektiren bu şartın, ilk şarttan daha da belirleyici olduğunu ifade etmek isterim. Sonuç olarak tüm bu aşamaların başarıyla tamamlanması, aynı zamanda köklü bir dönüşümün tamamlanması anlamına gelmektedir. Bu süreci EPDK olarak yakından takip edeceğiz ve ilgili taraflarla sürekli istişare halinde olacağız. Hepimiz yakından biliyoruz ki her yenilik içinde belli zorlukları ve gerilimleri taşır. Yeni sistemlerin tam ve etkin bir şekilde işleyebilmesi için zamana ve daha da önemlisi ortak bir çabaya ihtiyaç var. İnanıyorum ki, önümüzdeki dönemde kamu ve özel sektörden tüm ilgili kurumlarımız tam bir işbirliği içerisinde çalışarak sistemin işleyişindeki muhtemel sıkıntı ve sorunları birlikte aşacağız.

<<<<< Geri <<<<<